Aşk Ölmez

Yüzünden eser kalmamış zihnimin çerçevelerinde
Anılar harabe bir duvar gibi düşmekte üstüme.

Kaç zaman geçti sensizliğin durağında, gelmedin
Leyla mıydı, lale miydi neydi? Unutulmuş ismin.

Belki eski bir resim bulur da hüzünlerinim diye
Ne kadar ısrar etse de yüz vermem maziye.

Lakin yine de yoklar kalbimi düşünceler kervanı
Bilirim aşk ölmez, silinse de o sayfadan adı ve sanı

Aşk ölmez de sen ölürsün, sensizlik de öyle
Bir adın bile yok, gittin de ne kaldı geriye

Üç-Beş Nöbeti

Yar
Sensizlik üç-beş nöbeti gibi,
Sessiz ve soğuk.
Özlemin takım takım,
Manga manga gelir üstüme.
Bir düdük çöker,
Bir düdük kalkmaz hasretin.
Her içtimada seni sayarım tek tek...
Hiza ve istikametime bakarım,
Ne karşımda ne de yanımda sen.

Yüzüme yapışır, tüfeğimin kabzası.
O an seni düşünemem,
Yoktur şarjörümün hafızası.

Esas duruşta gönlüm...
Tekmilim adım memleketimsin,
Kepsiz selamımda eğilmeyen başım,
Solumda sabitimsin.
Koğuşumda başımı koyduğum yastığım,
Yemekhanede yediğim içtiğimsin.
Tüfeğim omzumda,
Sen yüreğimdesin.

Gözüm gezim arpacığım,
25 metreden vurulduğum yarim,
Gönderme sitemlerini,
"Er mektubu görülmüştür" zarflarda.
Asma yüzünü,
Bensizken uzaklarda...

Hilmi İSİLİ
15 Mart 2010 / Mamak

Senden Bana Kalan

Senden bana kalan
Ne bir resim
Ne kırık bir hatıra
Donuk bir hüzün sadece,
Kabuk bağlayan yara. . .

Şiire Düşülen Notlar.

Yine düştün bu akşam aklıma
Şaşarım seni hala düşünen kafama. . .

---------

İstisnalar kaideyi bozmaz derler
Seni istisna saydım bozuldu kaideler. . .

-------

Yüzü İnsandır.
Sureti de andırır insanı.
Konuşunca anlarsın
Öküz olduğunu söyler lisanı.

---------
Efkârımın yegane karı, seni düşünmek
Çivi gibi hatıraları söken gecelerde.
Bir işareti bin defa yormak,
İmkana darılan ihtimallerde.

-----

Hayat dediğin senden öncesi ve senden sonrası
Geride kalanıma silgi, geleceğime kalem ol. . .

İstemezdim

Kör kurşun gibi gelip vurdu gözlerin beni
Ki ben aslında, istemezdim gözlerinden ölmeyi. . .

Senden Vazgeçmek. . .

Yıllar geçmiş, yıllar unutmuş kendi izlerini
Yıllar uyutmuş kandırmış seni ve kendini.
Ben unutmadım kanmadım, vazgeçmedim.
Hatıraları silmedim asla, dün gibi hatırlarım.
Hafızamda flu bir resim solgun son bakışın.
Lakin sözlerin hala çınlar kulaklarımda.

Sevda içinde kıymetli bir yeri varsa aşkın
Ben sevdadan aşkımı ayıkladım ve sakladım.
Bu yüzden zihnimde dolaşır durur ayak izlerin
Bu yüzden sadece senin için çarpar yüreğim.

Sen vazgeç başkası sansın avunduğumu
Senden vazgeçmek doğramaktır umudu
Vazgeçmek ölülerin duasının başı ve sonu.
Ölsem şimdi vazgeçerim, unuturum aramam.
Bir bakışta beni öldüren ve yaşatan gözlerini.

Yalnızlık, acılar, hasret; yani sana ait her şeyim.
Sen kadar benim, sen kadar yara, sen kadar derin.
Bu yüzden güftesiz şarkıları lime lime doğrarım.
Bu yüzden döner gelir gamzelerinde sabahlarım.

Girne 10.10.10

Nerede Kalmıştık. . ?

Uzun zamandır yazamadım, sizlerden ayrı kaldım, özledim, yazasım geldi.

Konu çok zaman da var artık.

Dostlar bilir, şiire ara verdim bir süre.

Arada dökülürse onu da yazarız ama daha çok kısa yazılarla burada olacağım.

Arada bakarsanız bişeyler koymaya çalışacağım buraya.

Hepinizi öptüm.

Yanaklardan. . .

Kazara Yazar


Söz Yerel gazetelerden açılmışken yerel gazetelerin yazarlarına da dokunmamak olmaz.
Hoş onların dokunacak bir yerleri kalmamış. Çürüyen birkalem gibi neresine dokunsanız dökülüyor.
Bir kız var şehrin gazetelerinden birinde yazıyor. Hayır aslında yazmıyor. Bir haberi copy/pasta edip köşesine koyuyor altına iki teşekkür bir güzellemeyle kapatıyor köşeyi.
Hani nerde bir giriş bir gelişme ve bir sonuç. İçerik yok ki üslup olsun.
İnsan kendi kendine “Bu kızcağızın burada ne işi var?” diye soruyor. Sonra bir cevap bulamıyor ve sorusunu geri alıyor.

Gazetemde yazdım durumu. Kızı bir daha o gazetede yazdırmadılar.
İyi yaptılar.

Gazetecilik - cilik -culuk - cuk


Ulusal basında işler nasıl yürür bilmem. -Bilmek de istemem. Ya da bilirim de bilmememzlikten gelirim.-

Yerel basında işler pek yürüme safhasında değil henüz.

İmekleyenizmiz var. Çöt çöt yürümeye çalışanımız, yalpalayanımız var. Sürünenimiz var.

Gazeteciliği belediye başkanı yalakalığı, siyasilerin şaklabanlığı, onun bunun atraksiyon amirliği sanan zümrenin içinde dürüst haber yapmak delilik. Düpedüz delilik.

Zira esaslıbir röpörtajın bir kaza haberinden daha fazla ilgi çekmediği bir kentte gazetecilik yapmak nereden bakarsanız bakın kendi kendiniz kandırmak.

Ama yapıyoruz.

Bir süre daha bu iş öyle değil böyle yapılır demeye çalışıyoruz.

Görmeyen gözlere kalem sokmaya devam edeceğiz.

Olmadı gazeteyle kafasına falan vururuz.

Ya da bu şehri de terkederiz.

Gazeteciliği ve yazmayı değil. . .


Dinleyici (!)

Radyoyu sürekli arayan bir dinleyici var.
İstek saati istek vermek için arar. (Makul)
İstek saati isteğim ne zaman yayınlanacak diye tekrar arar (Hadi bu da makul, olsun)
Mesaj isteklerinde telefonla arar,
canlı bağlantıda arar canlı bağlantıya katılmaz,
istek için arar, istek dışında her şeyden konuşur, duramaz biraz sonra tekrar arar.
Aradığını unutur yine arar.
---
iki gün rahatım, aramaycak. temiz bir fırça attım.
Ama iki gün sonra duramayacak yine aramaya başlayacak...
radyonun frekansını ve telefonlarını değiştirsek kurtulur muyuz?